Takriben 2 aydır doğaya çıkamamanın acısını bir nebze de olsa dün attım. Yağmur ve kar yağışları sebebiyle pek fazla fotoğraf çekemesemde, elde olanları akşam buraya aktarırım. Yani umarım. :)
Dünden beri kulağımda Red Hot Chili Peppers'dan "Snow" şarkısı çalıyor, burada da paylaşayım tam olsun dedim. Buyrun Snow'a...
9 Ocak 2012 Pazartesi
3 Ocak 2012 Salı
Feride Dayanç: "Ebru Rönesans’ını Yaşıyor"...
Suya resim yaptığınızı düşünün. Düşlerinizi suya boyadığınızı... Ve bu resmi saklayabildiğinizi, çerçeveleyip duvarınıza asabildiğinizi... Ebru yapmayı öğrenirseniz belki bunu da başarabilirsiniz...
Geleneksel ebruyu biliyordum ama ebru tekniğiyle resim yapılabileceğini Feride Dayanç sayesinde keşfettim. Sık sık uğrarım Moda'daki atölyesine. Sohbeti sıcaktır. Mutlaka taze çayı ve öğrencilerinin yaptığı, kendi pişirdiği kek ya da kurabiyesi mevcuttur. Bu seferki gidişimde ebrudan konuştuk:

Feride Dayanç, kendini ve resmini nasıl tanımlar?
Fazla duygusal, şekilci, duvarları olan, eve ve aileye düşkün bir yengeç burcuyum. Ebru teknesini tuval gibi kullanarak ebru ile resim yapıyorum.
Geleneksel Ebru ile Ebru Resim arasındaki fark nedir?
Geleneksel Ebru ile Ebru Resim arasındaki fark nedir?
Geleneksel ebru tekniği bilinmeden hiçbir şekilde ebru yapılamaz, ona bağlı kalarak çağdaş bir anlayışla ebruyu geliştirmek, ebru yapmak mümkün. Buna muhafazakar ebrudan özgür ebruya geçiş diyebiliriz...
Siz ebrunun neresindesiniz?
Her türlü sanatın gelişim ve değişim olduğunu düşünerek ebru çalışmalarımda özgür anlayışa yer vermekteyim.
Her türlü sanatın gelişim ve değişim olduğunu düşünerek ebru çalışmalarımda özgür anlayışa yer vermekteyim.
Geleneksel ebruda sınırlayan nedir?
Kuralları... Olmazsa olmazları... Bir lalenin yaprağındaki çıkış dahi sizi sınırlayan etkendir. Bizim ustalarımız -geleneksel ebru yapan hocalarımız- kural dışı en küçük kıvrımın bile olmaması gerektiğini savunurlar.
Bir daldan beş tane papatya çıkarabilirsiniz. Altıncıya yer yoktur. Süjeler hep aynıdır. Fotokopi gibi... Tüm çiçekler, şekiller kesinlikle aynı olmalıdır. Öte yandan, ebru sanatçısı bir yaptığı ebrunun aynını kesinlikle bir daha yapamaz. Ebru tektir.
Geleneksel konular neler?
Bir daldan beş tane papatya çıkarabilirsiniz. Altıncıya yer yoktur. Süjeler hep aynıdır. Fotokopi gibi... Tüm çiçekler, şekiller kesinlikle aynı olmalıdır. Öte yandan, ebru sanatçısı bir yaptığı ebrunun aynını kesinlikle bir daha yapamaz. Ebru tektir.
Geleneksel konular neler?
Ebru sanatının alfabesi battal ebrudur. Battal ebruyu öğrendikten sonra şal, taraklı, gelgit, bülbül yuvası, kumlu, neftli olarak adlandırdığımız ebrulara geçilebilir. Bir de yaratıcısının ismini alan ebrular vardır. Necmettin ebruları gibi. Papatya ve sümbül gibi çiçekleri ebruda ilk kullanan Necmettin Bey olduğu için çiçekli ebrulara Necmettin ebruları denir. Hatip Mehmet Efendi’nin yürek biçimindeki ebrularına ise Hatip ebru deriz.
Feride Dayanç’ın geçmişinde yağlı boya resim çalışmaları vardır. Ebru malzemelerini kullanarak renk, ışık, perspektif, derinlik unsurlarını içinde toplayan ebru resimler yapar.
Hocalarınızdan bahseder misiniz?
İlk hocam ressam Zahide Özar idi. Daha sonra ressam Nazan Akpınar’dan ders aldım. Ebru hocam Füsun Arıkan’dır.
Kaç yıldır resim yapıyorsunuz?
17 yıldır ebru resim yapıyorum. Son 7 yılında Moda’daki atölyemde ebru dersleri veriyorum. Resim yapmaya ise orta 1. sınıfta başladım.
Ebru bildiğim kadarıyla kağıda alınıyor...
Kaç yıldır resim yapıyorsunuz?
17 yıldır ebru resim yapıyorum. Son 7 yılında Moda’daki atölyemde ebru dersleri veriyorum. Resim yapmaya ise orta 1. sınıfta başladım.
Ebru bildiğim kadarıyla kağıda alınıyor...
Ebru her türlü yüzeye alınabilir. Ben atölyemde kağıt çalışmalarına yer vermekteyim.
Her türlü yüzeye mi?
Evet çok çeşitli yüzeyden ebru alınabilir... Seramik bisküvileri üzerine, tuvale, cama, kumaşa, ipeğe, tahtaya hatta halı üzerine bile ebru almak mümkün.
Bu inanılmaz...Her yüzeyin malzemesi aynı mı peki?
Bu inanılmaz...Her yüzeyin malzemesi aynı mı peki?
Her yüzeyin ebru boyası farklıdır. Kağıt ebrusu, cam ebrusu... Yanısıra emiciliği yüksek kağıt kullanılır.
Ebruda renk türetebiliyor mu?
Ebruda renk türetebiliyor mu?
Ana renklerden sonsuz sayıda ara renk yaratabilirsiniz. Bu sizin renk bilginize bağlı...
Ebru resim kolaja uygun mu?
Evet. Yağlıboya resimde zemin olarak kullanan ressamlar tanıyorum.
Ben yapmıyorum. Ama atölyemde kolaj çalışan ressam arkadaşlarım var.
Kavramsal sanat çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Her türlü yaratıcılığa açığım.
Ebru yapmaya başladığımız ilk yılları hatırlıyorum da... O zamanlar ebru ile resim yapınca yadırgandık, ama şimdi istediğimiz noktadayız.
Hiç unutmuyorum bir Ebru Kongresi’nde benim kuğularıma “deve” denmişti. Yarışma jüri üyesi “Çiçeklerimi develere yedirtmem” diye kükremişti. Ben de sormuştum ona: "Ebru sanat değil midir? Ve sanat sizce değişim ve gelişim demek değil midir?
Vaktiyle Ebru Kongresi’nde bunlar konuşuluyordu. Bugün bambaşka bir noktadayız. Akkaseli ebru dediğimiz tekniği resim bilgisi olmayan ebrucu uygulayamaz. Kız Kulesi resmimde çift alım tekniği kullandım. Bu ancak kesip yapıştırarak yapılabiliyordu.
Kavramsal sanat çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Her türlü yaratıcılığa açığım.
Ebru yapmaya başladığımız ilk yılları hatırlıyorum da... O zamanlar ebru ile resim yapınca yadırgandık, ama şimdi istediğimiz noktadayız.
Hiç unutmuyorum bir Ebru Kongresi’nde benim kuğularıma “deve” denmişti. Yarışma jüri üyesi “Çiçeklerimi develere yedirtmem” diye kükremişti. Ben de sormuştum ona: "Ebru sanat değil midir? Ve sanat sizce değişim ve gelişim demek değil midir?
Vaktiyle Ebru Kongresi’nde bunlar konuşuluyordu. Bugün bambaşka bir noktadayız. Akkaseli ebru dediğimiz tekniği resim bilgisi olmayan ebrucu uygulayamaz. Kız Kulesi resmimde çift alım tekniği kullandım. Bu ancak kesip yapıştırarak yapılabiliyordu.
Bugün ebru rönesansını yaşıyor. Geleneksel ebru içine hapsedilen desenlerin dışına çıkılıyor.
Ortaklarınız ve modelleriniz nelerdir?
Her şey benim modelim olabilir. Tek başıma çalışmayı tercih ettiğim için yalnızlığım, boyalarım ve fırçalarımı ortaklarım sayabilirim.
Diğer sanatçılarla birlikte proje geliştirmek hoşunuza gider mi?
Ancak kendi atölyemdeki arkadaşlarımla fikir alışverişi yapabiliyorum. Diğer atölyeler gibi ben de dışarıya kapalıyım.
Ebru sanatında bir teslimiyetçilik gözlemliyorum...
Evet. Kesinlikle var. İnatlaşmamak gerek. Ebrunun kendi simyası vardır. Atılan bir damla sonsuzluğa gider..
feridedayanc@hotmail.com
feridedayanc@hotmail.com
1 Ocak 2012 Pazar
Serkan Azeri, bir genç sanat yazarı
Sanat tarihi araştırmacısı, sanat yazarı ve eleştirmeni Serkan Azeri, gençliği, bilgisi ve ağırbaşlılığı ile dikkatimi çekmişti. Tanıştıktan sonra sergiler, sanat toplantıları, dost sohbetleri derken çok sık karşılaşır olduk. Bu röportaj ile onu sizlerle de tanıştırmak istedim.
Sanat tarihine ilginiz nasıl ortaya çıktı, nasıl gelişti?
Sanat tarihine ilginiz nasıl ortaya çıktı, nasıl gelişti?
Sanat tarihine olan ilgim henüz dört yaşımdayken çevremden bir yönlendirme olmadan doğal bir biçimde ortaya çıktı. O yaşlarda evimizde bulunan kitap ve ansiklopedilerdeki Avrupalı ressamların tabloları ile karşı karşıya gelmem, içimde daha sonraki yıllarda anlam kazanmaya başlayacak bir heyecanın ortaya çıkmasını sağladı. Henüz okula başlamamış olduğum için, yapıtların görselleri üzerinden sadece hayaller kurmaya başlamıştım. Okul yıllarımda bu ilgi gelişerek devam etti. Daha ilkokul sıralarında sanat yapıtları ile ilgili en temel bilgileri okuyor ve yakınlarımla paylaşıyordum. Annem ve babam küçük yaşlarımda bu ilginin profesyonel boyutta bir anlam kazanması için çok yardımcı oldular. İstanbul’daki müze ve sergi salonları ile olan ilk temaslarım, ailem aracılığı ile oldu. Ortaokul yıllarımda önemli sanat tarihi kitaplarını alıp okumaya başlamıştım. Bilgilenmek doğal olarak aktarma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Edindiğim bilgileri yakın çevremle ve arkadaşlarımla paylaşıyordum. Lise yıllarımda artık profesyonel boyutta çalışmaya başlamıştım. Onbeş yaşımda ilk kültür gezimi organize ettim, onaltı yaşımda da ilk görsel anlatımlı sanat tarihi dersimi verdim. Çeşitli kültür kurumlrında ve atölyelerde sanat tarihi dersleri verirken bir yandan Yeditepe Üniversitesi öğretim görevlisi değerli hocam Sinan Öğüt’ün asistanlığını yapmaya başladım. Üniversite yılları ile eş zamanlı yine sanat tarihi derslerim devam etti. Bu yıllarda derslerimle birlikte sergiler üzerine yazılar yazmaya başladım. Çok küçük yaşlarımda doğal bir biçimde ortaya çıkan ilgimi profesyonel bir boyuta ulaştırmak için gerçekleştirdiğim çabalara baktığımda, bugün tecrübelerimin ve bilgi birikimimin temel dayanağı olduğunu gördüm.
![]() |
| Bahri Genç'in fırçasından Serkan Azeri |
Sanat eserine eleştirel bakış için nasıl bir deneyim ve birikim gerekli?
Bir sanat yapıtını analiz etmenin çeşitli yöntemleri vardır. Farklı disiplinlerden bir sanat yapıtını ele alabiliriz. Ancak bir yöntem geliştirmeden önce, en temelde güçlü bir sanat tarihi kültürüne sahip olmamız gerekir. Geçmişte ortaya konan örnekler üzerinden yola çıkmak, günümüz yapıtına da bütünsel bir bakış imkanı tanıyor bizlere. Sanat tarihi kültürünün yanında, felsefe, sosyoloji, edebiyat ve mitoloji üzerine de bilgi birikimimizin olması gerekiyor. Bu birikim sanat yapıtının anlamlandırılmasında ve içeriğinin kavranması boyutunda kaçınılmaz bir sorumluluktur sanat yazarı için. Ayrıca bir sanat yazarının bir hayal gücüne ve görünenin ardındaki görünmeyenin ipuçlarını yakalamasına yardımcı olacak sezgi gücüne sahip olması gerekiyor.
Bugüne kadar hangi sanatçılar için eleştiri kaleme aldınız?
Ferruh Başağa, Adnan Çoker, Cihat Aral, Bedri Baykam, Devabil Kara, Bahri Genç ve genç kuşak ressamlarından Seydi Murat Koç hakkında çeşitli zamanlarda eleştiri metinleri yazdım. Bu isimlerin dışında özellikle genç ve orta kuşak sanatçılarımız üzerine de yazdığım birçok yazı var.
Sanatçıyı tanımak yazılarınızı nasıl etkiliyor?
Bir sanatçıyı tanımadan onun sanatı üzerine yazılması elbette yeterli değildir. Sanatçı psikolojisi dediğimiz kavram ekseninde bir sanatçının yaratım sürecine etki eden geçmişten getirdiği tecrübeleri ve dünya görüşünü gözlemlemek çok önemli. Aksi takdirde ortaya konulan metin içerikten uzak ve okuduğumuzda sanatçının gerçekte ne anlatmak istediğinin bilgisine ulaşamadığımız tekdüze bir metin olacaktır.
Çağdaş Türk resmi dünyanın neresinde?
Dünya çapında ünlü sanat galerilerinde sergiler açan, uluslar arası çağdaş sanat fuarlarına katılan, büyük koleksiyonlara ve çağdaş sanat müzelerine girmiş sanatçılarımız var. Bu sanatçılarımızın ayrıcalığı, Batı resmi ile kendi kültürümüz arasında bir senteze varıp, kendi üsluplarını oluşturmuş olmalarıdır. Geçmişten beslenmek ve iyi bir biçimde özümsemiş olmak elbette çok önemli. Ancak, geçmişte ortaya konulan yapıtların merkeze alınıp incelenmesi ve üzerine yenilik getirilerek özgün boyuta dönüştürülmesi, sanatçı adına yaratım boyutunda kendi üslubunun oluşması için etkili olacaktır. Türk resmi oluşum sürecinin başından 80’li yıllara kadar Batı resmi karşısında hep izleyici ve takipçi bir boyutta gelişti. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte artık uluslar arası çapta bir serginin ve müzelerin kolaylıkla takip edilebilmesi yeni eğilimlere karşı olan ilginin yaratım boyutunda somutlaşacağı çalışmaların gerçekleşme sürecini de hızlandırdı. Çağdaş dünya resmi içerisinde hatırlanan sanatçılarımız var. Ancak bu örneklerimizin sayısını arttırmak adına özellikle genç sanatçılarımızın, kendilerine dayatılan anlayışlarda çalışmaya başlamadan önce, yoğun araştırma süreci içine girmeleri, sorgulama yaptıktan sonra özgün ve çağdaş bir anlatım biçimi geliştirmeleri gerekir.
Sanat eleştirmeni olmak isteyen gençlere ne önerirsiniz?
İyi bir sanat yazarı ve eleştirmen olmak isteyen gençlerimizin öncelikle bu işi gerçekten severek benimsemeleri gerekir. İyi bir sanat eleştirmeni olmak için en temelinde çok iyi bir okur olmak gerekiyor. Geçmişte ve günümüzde sanat tarihi ve sanat kuramları üzerine yayınlanmış temel kitapların çok iyi bir biçimde okunup özümsenmesi gerekli. Bu araştırmaların yanında, farklı bilim dalları üzerine yapılacak araştırmaların da kültürel çeşitliliği sağlayıp yazınsal boyutta yorum gücünü geliştireceği için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Gerçekleşen önemli tüm sanat etkinlikleri ve sergileri takip etmeliler. Görülen ve incelenen sanat yapıtları onları tanımlayan önemli fikirlerle ilişkilendirildiğinde zaman içinde görsel belleği güçlendirecektir.
Sanat, sıradan insanın yaşamına anlam katabilir mi?
Elbette. Sanat görsel boyutuyla en temel ifade ve eğitim araçlarından biri olduğuna göre farklı bilinç seviyelerinden insanların yapıtlarla karşı karşıya gelerek bir fikir ve beğeni sahibi olması, bu fikirlerin kendisi ve paylaşımıyla çevresinde düşünmeye ve sorgulamaya yönlendirebilmesi, hayatlarında farklı planlarda önemli gelişme ve değişimlere sebep olabilir. Bu gelişme ve değişmeler ilerleyen zamanlarda araştırma isteğini de beraberinde getirecektir. Unutmayalım ki merak ilgiyi, ilgi de sonrasında bilgiyi doğurur. Bu sürecin başlamasında görsel ve uygulama anlamında sanat, çok yönlendirici bir araç olacaktır.
Çocukların sanat eğitimi hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Küçük yaşlarda sanata olan ilginin bilinçli yönlendirmelerle ortaya çıkartılması gerçekten çok önemli. Çocuklara temel dersler yanında görselle destekli sanat dersleri de verilmeli. İleride pratik bir sanat eğitimi almayacak olsalar da, en azından bilinçli bir izleyici olabilmeleri adına bu sürecin erken başlaması çocuklar için kaçınılmaz bir durum. Okullarda öğretmenlerimiz tarafından gönüllü olarak organize edilen kültür gezilerinin sayısı arttırılmalı. Güncel büyük sergiler ve müzeler çocuklarımıza gezdirilmeli ve ilgiyi canlı tutmak için öğrencilerle gezinin sonrasındaki günlerde de sohbetler yapılıp gördüklerini anlamlandırmalarına ve görsel algıları ile hayal güçlerinin geliştirilmesine yardımcı olunmalıdır.
Yaşadığımız kent hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Dünya üzerinde tek bir fotoğraf karesine birden çok uygarlığın yapıtlarını sığdırabildiğimiz az sayıda kent var. Şanslıyız ki, İstanbul doğal güzelliğiyle kültürel birikimiyle bu nadir kentlerden biri. Düşünelim bir kere. Sultanahmet Meydanı’nda olduğumuzu hayal edelim. Bir banka oturalım. Başımızı sağa doğru çevirdiğimizde Dikilitaş’ı görürüz ve Mısır’ı hatırlarız. Hipodromu ve hipodromda organize edilen at yarışlarını gözümüzün önünde canlandırabiliriz. Roma’yı hatırlarız. Sola doğru döndüğümüzde ise Ayasofya bütün görkemi ile bize Bizans’ı hatırlatır. Karşıya doğru baktığımızda Sultanahmet Camii’ni görür ve Osmanlı’yı hatırlarız. Bu kültürel zenginliği tek bir fotoğraf karesinde toplayabiliyoruz. Bu zenginlik içinde yaşıyor olmak o kadar anlamlı ve ayrıcalıklı bir durum ki! Ancak İstanbul gibi kültürel ve doğal zenginliklere sahip bir uygarlıklar başkentinde yaşıyor olmamıza rağmen, içinde yaşadığımız kenti yeterince tanımıyoruz. Yaşadığımız kenti iyi bir biçimde tanıyabilirsek “neden korumamız gerektiği”nin de farkında olacağımızdan, doğal olarak korumayı da düşüneceğiz. İstanbul’un kültürel mirasının ve yaşam bilincinin gelecek kuşaklarımıza aktarılması bizlere düşen en büyük sorumluluktur. Kültürel birikimi yanında İstanbul, bugünün sanat etkinliklerinin ülkemizdeki kuşkusuz en önemli merkezi durumunda… Yakın zaman içerisinde açılan özel müzelerin ve sanat galerilerinin sayılarının artmasının yanı sıra gerçekleştirilen uluslararası çağdaş sanat fuarları ve organizasyonları da sanat etkinliklerine olan ilginin canlanmasında çok önemli ve etkili sonuçlar doğuruyor.
25 Aralık 2011 Pazar
23 Aralık 2011 Cuma
4 Aralık 2011 Pazar
11 Kasım 2011 Cuma
Yemyeşil Aşk Tüneli
Oleg Gordienko'ya ait bu fotoğrafa bir süre önce rastlamıştım. Öğrendim ki, Ukrayna - Kleven'deki bu ağaçtan yapılma tren tüneli hakikatmiş.Ukraynalılar, bu tünele Aşk Tüneli diyormuş. Tünelin diğer fotoğraflarını kolayca bulabilirsiniz. Çok yaşa Google!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





